24 Haziran 2008 Salı

ŞİİR

Seni İster Deli Gönül

Verselerde dünya malı istemem
Seni ister deli gönül hep seni
Köşkü saray neki çalı istemem
Seni ister deli gönül hep seni

Lokma lokma yutkunduğum aşımda
Gündüz hayalimde gece düşümde
Bir garip sevdadır döner başimda
Seni ister deli gönül hep seni

Senin için dağlar aşar türküler
Senin için yara deşer türküler
Senin için tutsak düşer türküler
Seni ister deli gönül hep seni

Yunus'un denizde yüzdüğü gibi
Koyun kuzusuna gezdiği gibi
Aşığın aşkına yazdığı gibi
Seni ister deli gönül hep seni

Yağmur bulutları döktüğü anda
Dağların dumanı çöktüğü anda
Sabahın güneşi söktüğü anda
Seni ister deli gönül hep seni

Dağlara yürürken yörük kervanı
Varlığın yokluğun sensin devranı
Ne istersin diye gelse fermanı
Seni ister deli gönül hep seni

Rüzgar vursa sarı aliç sallansa
Elmaların yanakları allansa
Ala çördük tadın alıp ballansa
Seni ister deli gönül hep seni

Kıyamet mi kopar murada ersem
Bağban olup goncalarını dersem
Nerde el örmesi bir kilim görsem
Seni ister deli gönül hep seni

Garip Sefai'yem gam kapısında
Muhabbetim haktır dem kapısında
Elif dergahında mim kapısında
Seni ister deli gönül hep seni


SEFAİ

18 Mayıs 2008 Pazar

RESİM-2






















Resimleri büyütmek için üzerine çift tıklayın.


6 Mayıs 2008 Salı

HIDRELLEZ BAYRAMI - 6 MAYIS

Hızır ve İlyas (a.s)'ın her bahar başlangıcında buluştuklarına inanılan milâdi 6 Mayıs, Rumî 23 Nisan'a rastlayan güne verilen isim. Söz konusu günde Hızır ve İlyas (a.s)'ın buluşarak sohbet ederler ve bu günlerde vakitlerini Allah yolunda olmanın ve birlikteliklerinin verdiği sevinçle kuvvet bulurlardı. Hızır (a.s)'ın Allah'ın lütfu ile dolaştığı yerde yeşillikler çıkar ve çorak yerler çiçeklere bezenirdi. İşte bu olaya dayanarak, halk zamanla bu günlerde buluşup Hızır ve İlyas (a.s) ın geleneğini sürdürmek amacıyla özel anda ve dua günleri tertib eder olmuşlar. Ancak bu zamanla aslî hüviyetinden çıkarılarak günümüzde olan şekliyle Hıdrellez adını almıştır.

Günümüzde kullanılan mânası ise; İnsanların kıştan kurutuluşlarının bir işareti ve bahar güneşinden faydalanma, piknik yapma, stres atma, eğlenme, nişan, düğün, sünnet törenleri tertip etme, uğursuzlukları giderme, adak adama, dilekte bulunma gibi düşünceleri gerçekleştirme amacıyla gelenekselleşen "bahar bayramı" inancıdır ki tam bir bid'at olarak ortaya çıkmıştır. Hızır, Hıdır yahut Hadır Arapça bir kelime olup, yeşillik mânasına gelmektedir (Tecrîd-i sarîh Tercümesi, IX,144).

İslâm âlimlerinin çoğuna göre Kur'ân-ı Kerîm'in Kehf sûresinde geçen Salih adam kıssasından Hızır (a.s)'ın anlaşıldığı ve onun Peygamber olduğu görüşü müfessirlerin bazılarının tercih ettiği bir görüştür (İbn Kesîr, Tefsir, V,179; el-Kehf,18/65). Ancak bazı âlimler tarafından da Nebî değil Velî olduğu görüşü ileri sürülmektedir (Tecridî Sarîh tercümesi, IX, 145).

Ebû Hureyre (r.a)'den nakledildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s), Hızır (a.s)'a Hızır denmesinin sebebini izah ederken; "Hızır otsuz kuru bir yere oturduğunda ansızın o otsuz yer yeşillenerek hemen dalgalanırdı"buyurmaktadır (Tecrîdî Sarih tercümesi, IX, 144).

Hızır (a.s) Kur'ân-ı Kerîm'in Kehf suresinde "Kullarımdan birisi..." şeklinde sabit olmuştur. Veli olduğunu dahi kabul etsek, "İkinci Tabaka-i Hayatta bulunmaktadır. Bu mertebede aynı anda çok yerde bulunmak mümkündür."

İlyas (a.s) İsrailoğulları Peygamberlerinden olup Kur'ân-ı Kerîm'de ismi geçen ve Tevrat'ta "Elia" diye zikrolunan Peygamberdir. M.Ö. IX. asırda yaşadığı ve daha sonra zamanın hükümdarları ile çok mücadele ettiği, çoğu zaman mağaralarda yaşadığı kaydedilmektedir. Hz. İlyas (a.s) yada "İlyasîn" şeklinde ismi zikredilen (es-Sâffât, 37/130). Peygamberliği bildirilen "Hiç Şüphe yok ki İlyas gönderilen Peygamberlerdendir" (es-Sâffât, 37/123), şeklinde hitab edilen İlyas (a.s.) İsrailoğullarına Allah'ın elçisi olarak gittiğinde onlar "Ba'l" adında dört cepheli put'a tapıyorlardı.

Hz. İlyas'ın bütün gayretlerine rağmen İsrailoğulları bu puta tapınmaktan vazgeçmemiş Hz. İlyas'ın Peygamberliğini yalanlayarak (es-Saffât, 37/ 124). Onu ülkeleri olan Ba'lbak'ten çıkarmışlardı. Fakat Allah'ın gazabı bunların üzerine geldiğinde pişman olmuşlar ve İlyas (a.s)'ı geri çağırmışlardı. Ancak tekrar nankörlük etmişler, bunun üzerine İlyas (a.s) oradan uzaklaşmıştır. İlyas (a.s)'ın İsrailoğullarından ayrılması Hızır (a.s) ile buluşması gerçekleşti. Bu buluşma "Hızır İlyas" iken sonradan Hıdrellez şeklinde değiştirilmiştir.

28 Mart 2008 Cuma

KAYI KÖYÜ

Kayı, Çorum ilinin Oğuzlar ilçesine bağlı bir köydür.

TARİHİ

Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.

KÜLTÜR

Köyün gelenek göreneklerinde en önemli olanı dügünlerinde gündüz güreş yapılmaktadır. gece ise sinsin denilen bir oyun oynanmaktadır. sinsin oyununu tanıtalım: gece ateş yakılalak etrafında bir kişi oynar daha sonra başka kişi o kişiyi koyalar ateşe diger kişi sahip olur ve o oynamaya başlar böyle devem eder.Düğünleri ise iskilip dolması ile yapılır.dügünün ilk günü yemek verilir.

COĞRAFYA

Çorum iline 70 km, Oğuzlar ilçesine 13 km uzaklıktadır.İKLİMİKöyün iklimi, Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir.
NÜFUS

2000 yılı sayımında 791

EKONOMİ

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır

.MUHTARLIK

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.
Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

Seçim Yılı---Muhtar
2004-------Mustafa Mansur
1999------- Ahmet Kara

ALT YAPI VİLGİLERİ

Köyde, ilköğretim okulu vardır . Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur.Saglık ocağı vardır. sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köy içerisi ana yol parke taş döşelidir.Köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

PAŞAÇAYIRI ARMUT FESTİVALİ






















RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE ÇİFT TIKLAYIN.






25 Mart 2008 Salı

ŞEYHKÖYÜ


şeyhkaraşar köyü:

Şeyhköy, Çorum ilinin İskilip ilçesine bağlı bir köydür.

Tarihi

Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.

Kültür

Köyün gelenek, görenekleri Oğuzların Kayı Boyundan gelme Türk gelenek ve göreneklerini devam ettirmektedirler.

Düğünlerde ata sporumuz olan güreş yapılmaktadır.

Köye has yemekleri keşkek, İskilip dolması, açma mantı, cevizli erik bestili, çılbır ve dene aşıdır. Armut ve cevizi meşhurdur.

Köyün gelenek göreneklerinde en önemli olanı dügünlerinde gündüz güreş yapılmaktadır. gece ise sinsin denilen bir oyun oynanmaktadır.

Düğünleri ise iskilip dolması ile yapılır.dügünün ilk günü yemek verilir.

Her yıl eylül ayı içerisinde yoğun bir katılımla armut festivali düzenlenir.

Festival boyunca çeşitli yarışmalar,halk konserleri ve ata sporumuz güreş yapılmaktadır.Festivale çevre köy, ilçe ve illerden hergeçen yıl daha yoğun katılım olmaktadır.

Coğrafya

Çorum iline 65 km,
İskilip ilçesine 33 km uzaklıktadır.

İklim

Köyün iklimi, Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri

yılı ----kişi sayısı
2000-- 665
1997-- 741

Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.Bunun yanında köy halkının diğer gelir kaynağı tuğla fabrikaları ve inşaat işçiliğidir.

Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 Murat BODUR

Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu vardır.Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

31 Ocak 2008 Perşembe

DERİNÖZ



Derinöz, Çorum ilinin Oğuzlar ilçesine bağlı bir köydür.

Tarihi :

Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.

Kültür :

Köyün
gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.

Coğrafya :

Çorum iline 66 km, Oğuzlar ilçesine 14 km uzaklıktadır.

İklim :

Köyün iklimi,
Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus :

Yıllara göre köy nüfus verileri

2000 : 867
1997 : 796

Ekonomi :

Köyün ekonomisi
tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Muhtarlık :

Yerleşim yerinin
köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:


Seçim Yılı Muhtar

2004 Ahmet HAYVALI

Altyapı bilgileri :

Köyde,
ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

29 Ocak 2008 Salı

RESİM-1










27 Ocak 2008 Pazar

ERENLER KÖYÜ


Erenler, Çorum ilinin Oğuzlar ilçesine bağlı bir köydür.


Tarihi:


Köy tarihi kesin olarak bilnmemekle beraber 1900'lü yılların başlarında Kayı Köyü'nden gelenler bölgeyi yayla olarak kullanmışlardır. Yaylaya gelenler zamanla burada tereyağı üretimi yaparlarmış. Bir aile yerleşmiştir, bu bölgeyi bir balta karşılığında satın almıştır. Bu aile zamanla çoğalarak üç hane omuştur, daha sonra aile sayısı artmıştır. Cumhuruyet Kurulduktan biraz sonra Kayı Köyüne bağlı Yağcıyeri mahallesi olarak kayıtlara geçmiştir. Nüfus zamanla artarak 90 lı yıllarda köy olacak çoğunluğa ulaşmıştır. 1992 yılında gerekli işlemler yapılıp Kayı Köyü'nden ayrılmıştır. Köy ismini ise çevre dağlarda sık bulunan türbelerde yatan alimlerden almıştır. 1994 yılında referanduma giderek İsklip'ten ayrılıp Oğuzlar'a bağlanmıştır. İlk muhtarını 1994 yılı yerel seçimlerinde seçmiştir.


Kültür:



Köyün gelenek, görenekleri Oğuzların Kayı Boyundan gelme Türk gelenek ve göreneklerini devam ettirmektedirler. Düğünlerde ata sporumuz olan güreş yapılmaktadır. Ayrıca bunun yanında komşumuz olan Şeyh Köyü ile birlikte eylül ayı içerisinde Armut Festivali yapılmaktadır. Köyde okuryazarlık olanı % 98 dir. Köye has yemekleri keşkek, İskilip dolması, açma mantı, cevizli erik bestili, çılbır ve dene aşıdır. Armut ve cevizi meşhurdur.


Coğrafya :


Çorum iline 73 km, Oğuzlar ilçesine 14 km, İskilip ilçesine 33 km uzaklıktadır. Köyün bulunduğu yer Oğuzlar-İskilip Karayolunun en yüksek noktasında Kayıbeli geçidinin (1360) hemen eteğindedir. Etrafı U şeklinde dağlarla çevrili İskilip ovasına bakan delta üzerindedir.


İklim :


Köyün iklimi, Karadeniz iklimi ve karasal iklim etki alanı içerisindedir.


Nüfus :



2000 : 224


1997 : 198


Ekonomi :


Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Bunun yanında köy halkının büyük bölümünün gelir kaynağı Tuğla fabrikalarıdır.


Muhtarlık :


2004: Hüseyin Kula

1999: Hüseyin Kula

1994: Bekir Kula


Altyapı bilgileri :


Köyde, ilköğretim 500 m mesafede Paşaçayırı Fatih İ.Ö.O. vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur, bunun yerine köylü foseptik çukurları açmıştır.. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik GSM ve sabit telefon vardır.



KARADONLU CAN BABA


Karadonlu Can Baba :


Karadonlu Can Baba, 13. yüzyılda yaşamış, hakkında fazla bilgi olmayan ancak, “Vilayet-name’i Kutbü’l Arifin Gavsü’l Vasilin Hazret-i Hünkar Hacı el-Horasani” adlı el yazma menakıb kitabında çeşitli kerametlerinden söz edilen, Hacı Bektaşi Veli’nin (1210-1271) himmetine nail olmuş bir baba, veli ve alperendir.


Anadolu’nun islamlaşmasında emeği bulunan Karadonlu Can Baba, İlçemizde mefdundur.Türbesi pek çok kimse tarafından çeşitli nedenlerle ziyaret edilmektedir.


Karadonlu Can Baba ile ilgili menkıbeler, Hacı Bektaş Menakıpnamesi’ nde yer almaktadır.Hacı Bektaş-i Veli ’nin hayat ve menkıbelerini anlatan menakib veya Vilayetname adı verilen eserde, Karadonlu Can Baba’ nın kerametlerinden bahsedilirken, Moğol İmparatorluğunun kurucusu Cengiz Han ( 1155 – 1227 ) ve oğlu Kavus Han’dan söz edilmektedir.


Ayrıca büyük rasat ve astronomi alimi Şeyh Necmeddin-i Kübra ( öl .1222) ile Bağdat padişahı Abbas, Selçuklu Sultanı, Gazi Selim Şahoğlu Kılıç Arslan’ın oğlu Sultan Aleaddin Keyhüsrev’in ( Saltanatı: 1220 – 1237 ) isimleri zikredilmektedir.

26 Ocak 2008 Cumartesi

OĞUZLAR


Güneyi Kızılırmak, doğusu ve batısı yüksek dağlarla çevrili Oğuzlar (Karaviran), tarihi adı ile Karabörk Divanı, Kızılırmak’a doğru uzanan bir vadi içinde, çıkışı olmayan bir cebi andırmaktadır.
İlçe, İskilip İlçesine bağlı Karaviran adı ile bir köy iken 1950’lerde adı Karaören olarak değiştirildi ve 1964 yılında Belediye teşkilatı kuruldu. 1990 yılında Oğuzlar adıyla ilçe kurulmuştur.


TARİHÇE
Çorum ve havalisinin Türkleşmesi Büyük Selçuklu Devleti döneminde olmuştur. Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah’ın Danişment Beyi olan Ahmet Gazi, Çorum’u (Nikonya) almak için Çavlı Beyi görevlendirdi. Çavlı Bey, emirlerinden Karatekin ve Serkes Ahmet Gazi ile Çorum’a yürüdü ancak, Çorum Tekfuru (yönetici) Nastura’ya Kastamonu’dan yardım geldiği için Çavlı Bey başarılı olamadı. Bunun üzerine Melik Ahmet Gazi 30.000 kişilik askeriyle Çorum’a geldi. Beraberinde Komutanlarından İltekin Gazi’de bulunmaktaydı.

Kastamonu’dan Çorum’a yardım için gelen Bizans kuvvetleri bozguna uğratılarak şehir kuşatıldı. Melik Ahmet Gazi Nastura’ya, elçisi Yahya’yı şehri teslim etmesi için gönderdi. Nastur bu teklifi reddetti. Bir haftalık kuşatmadan sonra Nikonya (Çorum) Şehri 1075 yılında alındı.

Melik Ahmet Gazi Oğuzların Alayunt’lu boyundan Çorumlu oymağının başı bulunan İlyas Beyi Çorum’a yönetici olarak bırakmış, İltekin Gazi ile Osmancık’ı almak üzere Çorum’ dan ayrılmıştır.

Kısa zamanda Orta Anadolu’yu Bizans’ın elinden alan Danişmend Beyliği, Çorum ve çevresini Türk boylarına açarak Anadolu’nun Türkleşmesine katkıda bulunmuştur. Bu bölgede Oğuz Türkleri yerleştikleri yerlere boylarının ve oymaklarının adlarını vermişlerdir. Köy, mahalle, dere, tepe, dağ ve ova gibi bazı yer isimleri Oğuz boylarının adlarını taşımaktadır. Bayat, Büget, Kayı, Kınık, Salur, Avşar, Bayındır, Karakeçili, Karaevli, Dodurga verilen boy ve oymak adlarından bazılarıdır.

Anadolu'nun Türkleşmesinde Oğuz Boylarına mensup Türkmenlerin büyük rolü olmuştur. Bu çerçevede Karadeniz Bölgesi'ne de çok sayıda Oğuz Boylarına mensup Türkmenlerin yerleştiği görülmektedir. Bu Türk boyları bölgenin hem fetihlerle, hem de iskanlarla Türkleşmesini sağlamışlardır. Prof. Dr. Faruk SÜMER'in araştırmalarından yapılan tespitlere göre; XVI. Yüzyılda, Amasya, Canik (Samsun), Çorum, Karahisar-i Şarki, Kastamonu, Kengiri (Çankırı), Sivas ve Trabzon sancaklarındaki yer adları incelendiğinde, Yirmidört Oğuz Boyunun 21’i yerleşmiştir. Bunlar; Kayı, Bayad, Kara-Evlu, Yazır, Döğer, Todurga, Afşar, Kızık, Beğ-Dili, Karkın, Bayındır, Çavundur, Çepni, Salur, Eymür, Ala-Yundlu, Yüreğir, İğdir, Büğdüz, Yıva ve Kınık boylarıdır. Bölgede bu boylara ait 268 yer adı bulunmaktadır.

Tüm bu tarihi kayıtlar ışığında Oğuzlar ve havalisinin 1075 yılındaki büyük fetih olayı sonrasıalınan yerler arasında olması gerekmektedir. Zira 1075 tarihli bu fetih sonrası Çorum’u alan Selçuklu-Türk kuvvetleri Melik Ahmet Gazi ve İltekin Gazi komutasında Osmancık ve çevresinin fethi için harekete geçmiştir. Dönem itibariyle bu iki yerleşme arasındaki geçiş güzergâhlarıKızılırmak boyunca devam etmektedir. Dolayısıyla Çorum’dan hareket eden ve Osmancık üzerine giden bu Türk kuvvetlerinin tarihi kalıntılarla Rumların yaşadığı sabit olan Oğuzları almış olmaları ihtimali oldukça yüksektir.

Bilindiği üzere Türkler almış oldukları her bölgeyi aynı zamanda Türk iskânına da açmaktaydılar. Yâda en azından alınan bölgeye bir miktar asker ile bir yönetici tahsis etmekteydiler. Oğuzlarında belirtilen tarihte devam eden Türk akınları sonucu Rumlardan alınan ve Türk yerleşmesine açılan bölgelerden bir olduğu sanılmaktadır. Yine yer isimleri Çorum havalisinde olduğu gibi Anadolu’nun birçok yerinde devam eden Türk yerleşmelerine ait isimlerdir.

Buradan çıkan kati sonuç; Oğuzların fetih hareketlerinin başladığı 1075 yılından itibaren kısa bir zaman zarfında alınmış olduğu yönündedir. Bu Anadolu’daki Selçuklu-Türk yerleşmesinin genel özellikleri itibariyle varılan bir kanaattir. Zira alınan her şehir sonrasında; havalisi Türk yerleşmelerine açılarak, Rumların kontrolü sağlanmıştır.İskilip Halk Kütüphanesindeki 1149 sayılı Tac-üt Tevarih isimli el yazmasının 152. sayfasında Selçukluların Anadolu'da ki yönetimlerinin son bulmasıyla İskilip ve çevresindeki yerleşimler Osmanlı idaresine geçmiştir. Ankara, Yozgat, Çankırı ve Kastamonu bölgeleri için Çorum ve İskilip'te Anadolu'ya ilk gelen Türkmenlebrce yurt ve mekân edinilmiştir. Dolayısıyla aynı bölge içerisinde ki Oğuzlarda muhtemelen bu dönemde yurt edinildi.

Oğuzlarda Kayı köyünde ve çevrede benzer alanlarda görülen Rum mezarlarının gösterdiği kadarıyla yerleşik olan Gayri Müslimler ise yine bu tarihlerde Batı Anadolu'ya çekilmiş kalanlarda kayda değer bir siyasi ve kültürel varlık gösterememişlerdir. Bu sebepten dolayıdır ki; gerek Oğuzlarda gerekse diğer bölge alanlarında her hangi bir Anadolu Selçuklu-Türk mimari eserine ve kalıntılarına rastlamak mümkün olmamaktadır.

1318 yılında I.Murat zamanında tutulan bir istatistik defterinde Çorum nüfusunun 165.211 kişi olduğu yazılmaktadır. Bu sayının 165.000'i müslüman, 115'i Rum, 60'ı Ermeni, 14'ü Protestan ve 22 sinin de Katolik olduğu belirtilmektedir. Bu kayıt ışığında Çorum ve havalisinde, gayri Müslim nüfusun Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemi olarak adlandırılan 1300’lü yıllarda bölgeyi terk ettiği, kalanlarında çok sınırlı sayıda olduğu görülür.

Çorum, İskilip, Osmancık ve yakın bölgelerine ilk Türk göçleri ile beraber Tatar aşiretlerinin de yerleştikleri rivayet edilmektedir. Ancak bu Tatar boyları Kırkdilim adı verilen bölgede Osmanlı Devleti döneminde meydana gelen bir savaş sonrası Rumeli’ye gönderilmiştir.

Yıldırım Bayezid Han döneminde 1390 yılı sonlarında Anadolu'da Kadı Burhanettin Beyliği'nin bir tehlike haline gelmesi üzerine Anadolu harekâtına girişilmiştir. 1391'de alınan Kastamonu ile birlikte Çandaroğulları Beyliği'nin bölgedeki hâkimiyetine son verilmiştir. Osmancık ve Amasya'nın Osmanlı himayesine katılmasından sonra Kırkdilim'de yapılan bir çatışmada şehzade Ertuğrul şehit düşmüş ve Osmanlılar yetişmiştir. Savaş sonrasında Kadı Burhaneddin'in Moğollara Ankara, Kalecik, Sivrihisar ve İskilip'i yağma ettirmesinden sonra toparlanan Osmanlı kuvvetleri bu isyankar beyliğin hükümranlığına son vermiş; Kastamonu. Osmancık, Çorum, Amasya, İskilip ve dolayısıyla Oğuzlar tamamen Osmanlı'ya bağlanmışlardır.

Evli-ya Çelebi Seyahatnamesi, (Cilt: 3, Sayfa 241-Cilt: 2. Sayfa 188) ve Tacüt Te-varih'te ele alınan olaylar da bölgede Tatarlarında yaşadığını göstermesi açısından önemlidir.

Bu kaynaklara göre bu bölge Yıldırım Bayezid Han ile Timur'un yaptığı 1402 Ankara Savaşı'nda Osmanlıların yenilmesinden sonra Anadolu'da bozulan siyasi düzenden etkilenmiştir. Bazı Tatar beylerinin Timur orduları tarafına geçmesinden sonra Yıldırım Bayezid Han'ın oğullarından Mehmet Çelebi'nin "eski düzeni" kurma çabaları küçüklü büyüklü birçok muharebenin de bu bölgede cereyan etmesine sebep teşkil etmiştir. Nihayet kesinleşen Osmanlı zaferlerinden sonra yapılan bazı yasal düzenlemelerle Timur ordularına destek verdikleri gerekçesiyle bazı Tatar beyleri ve aşiret mensuplarının Rumeli'ye nakledilmek suretiyle mecburi tehcire tabi tutuldukları rivayet edilmektedir. Filibe'nin batısında bulunan Koniş bölgesindeki Tatar'larla mübadele edildiği sanılmaktadır.

Anadolu’nun büyük zaferle birlikte Türkleşmesini sağlayan en önemli öğelerden bir tanesi de Horasan erenleri olmuştur. Anadolu’ya fetih ile birlikte gerçekleşen büyük göçler sırasında Hoca Ahmet Yesevi’nin müritleri de büyük Türk boylarıyla gelmişlerdir. Hoca Ahmet Yesevi ve takipçilerinin "İslamı Tebliğ" metodu sevdirici, bütünleştirici, okşayan-teşvik eden-ısındıran, güleryüzlü bir metodu olarak Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında çok büyük bir rol oynamıştır. Bektaşi velâyetnamelerinden öğrendiğimize göre bunlardan biri de Hacı Bektaşi Veli’dir. 1281 senesinde Horasanın Nişabûr şehrinde doğan Hacı Bektaşi Veli eğitimini tamamladıktan sonra Hoca Ahmet Yesevi’nin buyruğu üzerine Anadolu'ya gelerek halka doğru yolu göstermeye ve kıymetli talebeler yetiştirmeye çalışmıştır.

İşte Oğuzlar ilçemizin manevi sembolü olan ve ilçemizde metfun bulunan Karadonlu Can Baba Hazretleri de Anadolu’nun ihyası için Diyar-ı Rum’a gelen Hacı Bektaşi Veli’nin müritlerinden biridir. Oğuzların manevi bir sembolü ve gurur kaynağı olan bu büyük velinin manevi şahsiyeti aynı zaman da bizlere Oğuzların tarihi hakkında da bilgi vermektedir.

Kara donlu Canbaba’nın 13. yüzyılda yaşamış olduğu kesin olarak bilinmekle birlikte hakkında çok fazla bilgi mevcut değildir. Ancak “Vilayetname’i Kutbü’l Arifin Gavsü’l Vasilin Hazret-i Hünkâr Hacı el-Horasani” adlı el yazma menakıp kitabında çeşitli kerametlerinden söz edilen, Hacı Bektaşi Veli’nin himmetine nail olmuş bir zattır.

Tarihi kayıtlar incelendiğinde .Karadonlu Can Baba’nın hocası olan Hacı Bektaşi Veli’nin 1208 ile 1271 yılları arasında yaşamış ve 63 yaşında iken ölmüş olduğu anlaşılmaktadır. Bir Horasan ereni olan Can Baba’nın da Hacı Bektaşi Veli Hazretlerinin müridi olduğu göz önüne alınacak olur ise aralarında takriben 25–30 yıllık bir zaman farkı olduğu anlaşılır. Bu muhakemeye göre Karadonlu Can Baba’nın Oğuzlar da bulunduğu dönemin Hacı Bektaşi Veli’nin vefatı olan 1271 yılından 1310 yıllarına kadar geçen süreyi kapsadığı söylenebilir.

Karadonlu Canbaba gibi Horasan erenlerinin Anadolu’ya geliş amaçlarının İslam ahlak ve tasavvuf düşüncesini Anadolu’ya daha önce gelmiş olan Türklere yaymak olduğu dikkate alınacak olursa Canbaba’nın buraya geliş âmâcıda ortaya çıkmış olacaktır. Demek ki o dönem için Oğuzlar çevresinde bir hayli tanınan bir yerleşim yeridir. Zaten dönem itibariyle yol olarak Kızılırmak boyunun kullanıyor olması da bunu güçlendirmektedir.

Tüm bu veriler dikkate alındığında Oğuzların Anadolu Selçuklu Devleti zamanında kurulmuş bir yerleşim merkezi olduğu ve takriben 12. yüzyıldan bu yana meskûn bir mahal olduğu ortaya çıkmaktadır. Zaten ilçenin kurulumunu ve bölgede yer alan yerleşim birimlerine ait isimleri de incelediğimiz de bu sonuca ulaşılabilir.

Bölgedeki yerleşim mahalleri, köyler ve diğer alan isimlerine bakılacak olur ise bu isimlerin Anadolu’da ilk yerleşmelere verilen isimler olduğu görülür. Asarcık, Kayı, Şaphane, Karaveran, Kızılcapelit, Obruk, Tekke, Alpagut, Derinöz, İbik, Çepni, Eşençay gibi mevki isimleri bunu doğrulamaktadır. Bu isimler ve benzerlerine Anadolu’nun birçok yerinde rastlamak mümkündür. Zira bunlar Anadolu’da ilk yerleşme ile birlikte fethedilen topraklara verilen Türk isimleridir. Bu itibarla ilçeyi kuranlarında Oğuz boyları olduğu hükmüne varabiliriz.

Yerleşim şekli olarak ta tipik bir Türk yerleşmesi olduğu söylenebilir. Çünkü Oğuzlar Kızılırmak’a doğru akan Karaören çayının yamacı üzerine kurulmuştur. Arka tarafı yükselen tepelere dayanmakta, ön tarafı ise sözünü ettiğimiz çayın Kızılırmak’a doğru açtığı vadiye açılmaktadır. Oğuz boyları da yerleşecekleri bölgeleri seçerken bu tür özelliklere dikkat etmekteydiler.

OĞUZLAR İLÇESİNiN TARIMSAL DURUMU


İlçemizin Yüzölçümü ................................................... 10.282Ha Tarımarazisi............................................................... 4.372 Ha MeyveveSebzeBahçesi............................................ 872 Ha Bağ............................................................................. 38 Ha TarlaTarımıYapılanArazideBuğday........................... 2750 Ha Fiğ.............................................................................. 600 Ha Çeltik......................................................................... 100 Ha Arpa........................................................................... 12 HaMeyveveSebzeBahçesiCeviz................................... 600 Ha Diğereyveler........................................................... 100 Ha Sebze.........................................................................172ha


İlçemiz Karadeniz iklimi ile iç Anadolu Bölgesinin karasal iklimi arasında geçiş iklimine sahiptir. İlçemizde üretimi yapılan başlıca tarım ürünleri Buğday, ceviz, fiğ ve çeltik’ tir. İlçemizin en önemli geçim kaynağı cevizdir.


Ceviz; İlçemize özgü Aliağa (Oğuzlar) cevizi olarak bilinen anaçtan aşılanarak üretimi yapılmaktadır. Oğuzlar cevizinin verimi ve kalitesi yüksek olup üreticilerimiz tamamen ticari amaçla yetiştiriciliğini yapmaktadırlar. İlçe ekonomisine önemli katkıları olan Oğuzlar cevizi tamamen kapama bahçe şeklinde ve modern meyve yetiştirme teknikleri uygulanarak yapılmaktadır. Ayrıca organik tarım kapsamında ceviz yetiştiriciliği ilçemizde son zamanlarda artmaktadır. Bunun yanında aşılı ceviz fidanı üretimi ilçemize artı bir ekonomi kazandırmaktadır. Ülke ceviz üretiminin yaklaşık %1.5 i ilçemizde üretilmekte olup ayrıca çevre il ve ilçelerde üretilen cevizler de ilçede işlenerek (İç ceviz olarak) piyasaya arz edilmektedir.


İLÇEMİZDE HAYVAN VARLIKLARI


İlçemizde hayvan varlığı sayısal olarak az ve verimleri düşüktür. Bunun nedeni hayvanların yerli ırklardan oluşması ve besleme koşullarının iyi olmamasıdır. Verimi yüksek kültür ırkı hayvanlardan sadece inek bulunmakta olup, sayısı çok azdır.


Küçükbaş : 793


Büyükbaş : 3476


Tek Tırnaklı : 482


Arı Kovanı : 352




alıntı